12.06
Eskidendi güzelim…
Aklımın görünmez zincirlerine dolanan yaman bir sevdayı taşıyordu gönlüm…
Reddedilme ile birlikte bedenimin her yerine yine aynı görünmez kelepçeler takılıyor, gözyaşı ve hüznün muhteşem birlikteliğine her defasında nasılda yenik düşüyordu bedenim…
Dünyanın en ağır işkencelerine dahi razıydım, yeter ki seninle yan yana olsaydım…
Yeter ki benim seni sevdiğim gibi sende beni sevseydin…
Seni her gördüğümde yüreğim deli gibi atar, soluğum kesilir, güçlü sandığım bedenim yaprak gibi titremeye başlardı.
Kelimelerim boğazımda kilitlenir, kaşlarını çattığın her bakışında yüreğime ardı ardına yaralayıcı ok’lar fırlatıldığını sanırdım…
Eskiden…
Sen yokken yanı başımda binbir düşünce pusu kurardı hemen yüreğime.
Aklıma gelenlerden sonra senin gönlüne nasıl karargâh kuracağımı bildiğimi sanırdım lakin her defasında aldanırdı gönlüm…
Bedenimi ağırlayan sevda zindanlarında ki umutsuzluğumu, her yeni kararla yakmaya hazırlanır, sevdama ışık olacak yeni bir düşüncenin keyfiyeti ile unuttuğum gülümsememi yeniden takınırdı yüzüm.
Bazen, fesat düşüncelerim konaklardı yüreğimin bir tarafına “unut onu artık, sevme bir daha …” derdi ama kim aldırırdı ki buna…
Eskiden…
Gecenin yeryüzünü avuçladığı her an, sokağında karanlıkları ardıma alarak sana ait evin kapısını hafifçe tıkırdatıp, “ben geldim…” demek isterdim ama aynı sessizlikle gerisin geriye dönüp giderdim. Giderken yüzlerce hançer saplanırdı da bedenime duymazlığa vururdum…
Hatırlıyorum da pencerenin önünde nefesimi tutar, senden gelecek herhangi bir hareketi beklerdim…
Ne çare ki beklediğimden bile habersizdin…
Eskidendi gülüm…
Varlığın aklımı esir aldığından beri bir günün ne derece kıymetli olduğunu anlamıştım birden. O bir günün her saniyesinde sen vardın çünkü…
Eskiden seni inanılmaz bir aşkla seviyordum ama eskiden…
Kimselerin aşk’ına benzemeyen bir aşktı ki öncedendi tabi o, çok önceden…
Seni her gördüğüm de gözlerimi, gözlerine değdirerek konuşmak isterdim seninle ama buna cesaretim yoktu nedense…
Her defasında bir çocuk aradım sokaklarda. Kimini top oynarken yakalardım kimini de saklandıkları yeri söyleyerek, açığa çıkarırdım saklambaç oyunların da.
Hemen “sen söylesene abi!” derlerdi bana da, cevap veremezdim bir türlü…
Cevap veremezdim ama binlerce kanca’yı da hissederdim sırtım da. Nasıl derdim karşımda ki bastı-bacağa “beni istemiyor ki…” diye…
Eskidendi tabi o eskiden…
Belki kaya gibi sert bakışların altında ezileceğim korkusu vardı içimde. Avuçlarına bırakacağım yüreğimi atmandan korktum belki de…
Sana göre özensiz birkaç cümle olabilirdi dudaklarımdan savurduğum sözler, sustum öylece…
Susardım zaten seni her gördüğümde…
Korkardım bir kez daha reddedilmekten…
Eskiden…
Gece yıldızlarını toplayıp güneşe selam verdiğinde, rüyalarımda ki seni bırakıp, kalemimde ki sen’e sarılarak, mürekkep diye doldurduğum sevda sözlerimi bir gün okuyacağını düşünüp hiç zorlanmadan yazardım, sana olan aşkımı…
Zaman baharları, boranları, yeşilleri yığdı kapılarımıza. Günler, aylar geçti aşkımı itiraf edeli. Her gece yağmur, kar, buz demeden dolaşırdım kapında…
Parmaklarımın arasında ki kâğıdın satırlarına her gün seni yazarken,
Yüreğimde ki farklı kıpırtıları farklı duyguların karmaşasını bil isterdim.
Gözlerinin içine bakıp “sana söz veriyorum yok edeceğim tüm korkularını…”
Demek isterdim ama diyemezdim…
Diyemediklerimi yazdım, diyemediklerimi söylettim başkalarına…
Her cevabında acımasız bir reddediş vardı ki, dağlardı yüreğimi saldığın haberler…
Her defasında kanatırdı yüreğimi…
Eskidendi olanlar, çok eskiden…
Acıyı hapsedip içime, ne yollar adımladım seninle…
Her yolun her adımının sonunda sen olduğun için gücenmedim uzayışına…
Sokak kaldırımlarının şahitliği eşliğinde adını andım her dakika…
Nefes diye rüzgârlara verdiğin kokunu aldım içime…
Sesini bir masal sıcaklığında doldurdum kulaklarıma…
Uykuların beni terk ettiği sevdaya hasret bir nöbetçiydim eskiden…
Onlar eskidendi gülüm çok eskiden…
Şimdi beyaz kâğıtlarda ki mürekkepler silindi artık.
Aşk ;
Benim yüreğimden, seninde gözlerinin önünden usulca geçip gitti.
Şimdi yüzümde yaşadıklarıma dair bir hoşnutluk var. Acı da olsa o zamanlardan bu zamanlara hüzne âşık olan bir adam kaldı geriye…
Dedim ya güzelim eskindendi onlar, çok eskiden yaşandı her şey…
Gülnaz Hasköy
