Yüreğinin yangını gözlerine buğu saldığında yâd edersin onunla geçen zamanları. Hüzünlü sıcaklıklar yanaklarından süzülmeye başladığında, davetsiz bir misafiri kucaklar gibi sıkı sıkı sarılırsın hasretlere… O an gözlerinin önünden film kareleri gibi geçer içinde “onun” olduğu her sahne.
Kâh sarılıyorsundur kâh ipek gibi saçlarını okşuyorsundur…
Ona has, ona özel, henüz özlemlerin çalmadığı kokusunu sindirerek içine çekiyorsundur…
Dönebilmeyi istersin bir an için arkanı, dönüp onu orada görebilmeyi umut edersin ama nafile zamanlar, iki zebani gibi çıkar karşına… İmkânsızdır artık her şey. Geride bıraktığın herhangi bir zaman dilimi içinde kalmıştır sevdiğin…
Düşünürsün o zaman en son sarmaş-dolaş halinizi ve en son birbirinizin gözlerinde kayboluşunuzu…
Şanslı insanlar vardır bu bağlamda onların gözlerinde henüz soluklaşmamıştır bu resim, yenidir henüz her şey… Bir iç rahatlığı vardır bedenlerinde, pişmanlığın olmadığı taze düşünceleri zikreder gönül ve “Sene’ye…” der “Sene’ye daha çok vakit ayıracağım ona…”
Dil söyler söylemini, gönül ve gözler hevesle, bu söylemin ona verdiği rahatlığı yaşar yeniden…
“Sene’ye…”
An gelir… Hem de öyle bir an gelir ki…
Günler, haftalar gelir-geçer sürekli… Bir zamanlar dil’e dolanan o meşhur söz “Sene’ye…” de unutulmuştur çoktaaan…
Bir keşmekeş’e dalıp gitmişsindir. İşlerin “Ondan” daha önemlidir artık…
Hayatın diğer yüzünde yaşlı bir çift el, her fırsatta Sema’ya uzatır titreyen ellerini…
Bir zamanlar senin gözlerinde gezinen hüzün, o yaşlı gönül’ün buğulu gözlerini hiç terk etmemiştir ki zaten… Onun yüreğinde ki özlem senin yüreğinde ki özlemin, milyonlarca katıdır ki bilemezsin büyüklüğünü… Onun dilinde ki söylem, öyle bir dua’dır ki Yaratan’a karşı sanma ki bir an kesilsin dudaktan, düşünme ki unutulsun yürekten…
Ne bekler ki zavallı yürekler?
Yitip, gitmesini mi zaman içerisinde?
Pişmanlıkları bedenlerde ağırlamak daha mı kolay gelir insanlara?
Keşke’ler dile dua gibi düştükten sonra neye yarar uzaktan sevmeler?
Hal bu ki artık bir nefes kadar yakındır özlenenler…
Zahmet buyursak bir nebze, ara versek birkaç saniye işlere, duymasak telaşları da, yaşlı gönüllerin dualarını boşa çıkarmasak…
“Sesimizi duyursak…”
“Özledim anam-babam…” desek…
Dindirsek yağmurları gözlerinden artık…
Çok zor değil aramak…
Bir nefes kadar yakınken artık…
Gülnaz Hasköy
WordPress'in desteğiyle. ve skD Theme
Son Yorumlar